Dondurma yaz aylarında yenir. Kış’ın ise cızzz…

Op. Dr. Nuran Kalekoğlu Erkalp haber7.com Röportajı

Dondurma yaz aylarında yenir. Kış’ın ise cızzz…

Bu genel yargı yakın zamana kadar bizim memleketimizin insanı için neredeyse kuraldı ama aya gidenler dondurmayı yaz kış fark etmeden midelerine indirirken yaya gidenler de sadece yazın dondurma yiyebiliyorlar.

1990 kuşağı öncesinde bademcikleri ameliyatla alınmış ve sonrasında dondurmanın keyfini doya doya çıkartmış birçok insanımız var etrafımızda. En azından ben dondurma ile çocukluğumun kışını o yıllarda tanıştırmıştım. Soğukta dondurma yeme düşüncesi bile ameliyat acısını unutturmuştu. Çocukluk işte…

Yıllardır içimde yaradır…

Türk hekimlerimiz baş tacımız ve kalbimizin en güzel yerindeki güzide insanlarımızdır lakin o sene bademciklerimi aldırırken ( 7 yaşında ) doktordan yediğim tokadı unutmam asla mümkün değildir. Bir sandalyeye oturttular beni ve uyuşturucu iğne ile boğazım hissiz hale getirildikten sonra ne var ne yok hatırlıyorum. Ben kan gördükçe bağırıyor ben bağırdıkça ameliyat yapan doktor “Hişşt Sus “ diyordu. Boğazıma giren kocaman makas son noktam oluverince en tizinden bir çığlık kopuverdi korkularımdan. Müdahale ettiği yer ses tellerime yakın bir yer olduğundan o titreşimle birlikte doktorun yüzü de kan revan içinde kaldı. İşte o ara yedim tokadı…

Şimdi benimle olsaydılar daha mı iyi olurdu ? Bademciklerim diyorum…

(Şimdiki yöntemler ile ameliyat teknikleri olağanüstü merak etmeyin)

Dünya da gelişmiş ve gelişmekte olan çoğu ülke ameliyatla çözüm noktasında son derece hassas ve temkinli iken aynı hassasiyet acaba bizim ülkemizde de gösteriliyormuydu o yıllarda ?

Bu ülkelerde “Bademcik Alma Operasyonu” öyle kolay kolay karar verilecek bir karar değil.

Geçmişten bugüne belki de çok yanlış olan kendi yargımı değiştirmek için yazıyorum bu yazıyı desem? Fakat benimle aynı hisleri paylaşanların da çok olduğuna inanıyorum.

Amaç “Cehalete Kışt Demek!”

Sezaryen nasıl ki bizim ülkemizde çok popüler olup diğer ülkeler de mecburi olmadıkça uygulanan bir doğum yöntemi değilse; bademcik ameliyatını da bu örneğe benzetiyorum.  Amerika da yaşadığım süre boyunca doktorların zorunlu haller dışında vücuttan ayrılmalarına müsaade etmedikleri bu iki küçük badem şeklindeki et parçası aslında bağışıklık sisteminin bir bölümünü oluşturan ve enfeksiyona karşı vücudu koruma görevinde rol alan lenfoid doku bölgeleri diye adlandırılıyor. Tıbbi terimlere boğmayacağım sizleri ama bilirkişi den yardım alarak herkesi aydınlatacağım.

Yaz aylarında orta kulak iltihabının daha yaygın olduğunu düşünenler ve sadece dondurma yediği için bademciklerinin şiştiğini zannedenler  çok rica ediyorum okuyunuz bu haftaki röportajımı…

KBB ( Kulak – Burun – Boğaz )

İşte size ayrılmaz üçlü. Bu hafta sizlerle sağduyusunun ve kalbinin gözleriyle cümleleri içerisinde çok açıkça hissedilebilen bir hekimin bilgilerini paylaşacağım.

Doktor Nuran Erkalp ile yapmış olduğum “Bilgilendirici”  röportaj için sadece “Lütfen okumadan geçmeyiniz”  demek istiyorum.

Bademcik nedir? Ne işe yarar? Hangi hallerde alınır? 

Bademcikler vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan lenf sisteminin boğazda yerleşmiş dokularından bir çifttir. Bademcikler özellikle çocukluk döneminde vücudun hastalıklara karşı ilk savunma bölgesini oluşturur. Bununla birlikte baş boyun bölgesinde bademcik gibi görev yapan daha 7 (yedi) tane lenfoid doku mevcuttur. Yine vücutta sindirim sisteminin bazı bölgelerinde, dalakta ve kemik iliğinde aynı görevi yapan lenf bezleri vardır. Bu açıklamayı yapmak zorundayız. Özellikle toplumumuzda bademcik alınmasıyla ilgili ciddi bir tutuculuk vardır. Zannediliyor ki her bademciği alınan zatürre oluyor veya solunum sistemi bozuluyor. Oysa günümüzde bilimsel çalışmalarda hangi bademcik alınmalı hangi şartlarda alınmamalı diye araştırmalar yapılmış ve bunların kuralları belirtilmiştir.

KBB kaç yaşa kadar kontrol edilmelidir? Bebek KBB da kaç yaşa kadar takip edilmeli?

Aslında tüm doktor muayenelerinin %50’sinden fazlasının Kulak, Burun, Boğaz problemleri için olduğunu biliyor musunuz?  Bu nedenle KBB muayenesi yaşamımız boyunca yılda bir kez yapılması uygundur. Çocuk yaş gurubunda yapılan kontroller ileride sorun oluşturabilecek rahatsızlıkları önlememizi sağlar. İlerleyen yaş grubunda ise hayat kalitemizi arttırabiliriz. Örneğin; orta yaş grubu bir insanda basit bir kulak kiri işitme azlığı yapabilir ve bu rutin muayenede saptanır ve sorun kısa sürede giderilebilir. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişimi, KBB muayenesinde endoskopların kullanıma başlanması ile hastalıksız ve şikâyetsiz dönemlerde yaptığımız kontrol muayeneleri koruyucu ve önleyici hekimlik için çok avantajlıdır.

Yurt dışında bademcik ameliyatları bu kadar az iken bizde 90’lı yıllarda neden çoğumuzun bademciği alındı?

Tonsillektomi 20. Yüzyılın başında son derece yaygın bir girişim olmuş ve başta solunum olmak üzere birçok sistem hastalığında tedavi yöntemi olarak kullanılmıştır. ABD ‘de 1930’larda tüm cerrahi işlemlerin 1/3 nü oluştururken, İngiltere de 1930’larda tüm çocukların %50-75 tonsilleri alınmıştır.

Bu durum ülkeden ülkeye yöreden yöreye sıklıkla değişmektedir. Örneğin; İngiltere’nin kuzeybatısında güneydoğusuna göre 1,5 kat fazla yapılmaktadır.

2010 yılında Dicle üniversitesinde bir çalışma yapılmış, sosyoekonomik durumu iyi olan ailelerde tonsillektomi daha fazla uygulandığı tespit edilmiştir. Araştırmacılar bu durumu ailelerin çocuklarıyla daha fazla ilgili olduklarından ve sağlık imkanlarından daha fazla faydalanabildiklerine bağlamışlardır.

ABD’de 1950 de yılda 1,4 milyon kişi, 1970 de 500,000 ve 1986 da 287,000 bin kişi bademcik ameliyatı olmuştur.

İskoçya da;

1977’de  12.447 kişi bademcik ameliyatı olmuştur. Bu rakamlar 1990’da hemen hemen aynıdır.

Bu ameliyatların gidererek azalması,  tıbbın ilerlemesi ve Tonsillerin immünolojisi hakkında yeni bilgilerin edinilmesi ile meydana gelmiştir.

Bademcik alınması için kesin Endikasyonlar nelerdir?

Disfaji  (yutma güçlüğü)

Solunum güçlüğü

Uyku apnesi

Alveolahipoventilasyon ve kor pulmonale (kalp büyümesi)

Malignite(kanser)

Kontrol edilemeyen kanamalar

3 yılda = yılda 3 kez  şiddetli tonsilit atağı(iltihaplanması)

2 yılda = 5 kez

Yılda 7 kez

Geniz eti nedir / hangi hallerde zararlıdır?

Diğer adı adenoid olan geniz eti burun arkasındaki  boşlukta yer alan lenfoid doku kitlesidir. Burunu tıkayarak burun tıkanıklığı östaki tüpünü tıkayarak kulak yolu hastalıklarına neden olur.

2 yaşından itibaren üst solunum yolu enfeksiyonları sonucu adenoid (geniz eti)  büyümeye başlayabilir. 6 yaşa kadar maksimum büyüklüğe ulaşır 12 yaşında genelde küçülür. Yetişkinlerde geniz eti belirtileri olması durumunda mutlaka geniz kanseri ekarte edilmelidir.

Hangi hallerde zararlıdır;

Burun tıkanıklığı nedeniyle zorunlu ağız solunumu yapılmasına neden oluyorsa, uyku apnesi varlığında, adenoid yüzü dediğimiz (yüksek damaklı, ön kesici dişler, öne çıkık ve çene sivrilir) görüntüye sebep veriyorsa, östaki tüpünün tıkanmasına bağlı işitme azlığına sebep olmuşsa, gelişim geriliğine neden olmuşsa  en uygun yaş olan 2,5-3 yaşında alınmalıdır.

Eskiden Ortakulak iltihabı yüzünden ölen çocuklar vardı. Peki ya şimdi?

Orta kulak iltihapları ikiye ayrılır.

a)Akut orta kulak iltihapları ki bunlar kulak zarı ve orta kulak boşluklarının enfeksiyonudur. Genelde ateş eşlik eder. Akut gelişir ve ağrılıdır. En sık görüldüğü yaş 2 yaş civarıdır. Bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar. Bu nedenle kış aylarında ortaya çıkar kreşe gitme, evde sigara dumanı, biberonla beslenme, anne sütü almama, immün yetmezlik ve yarık damakta orta kulak iltihabını arttırır. Biberonla yatar pozisyononun da beslenen çocuklarda adına süt otiti dediğimiz orta kulak problemleri sık olur fakat bunlarda antibiyotik vermeyiz tek yapılacak şey  orta kulaktaki sütü boşaltmak için parasentez (zara küçük delik açma) yaparız.

b)Kronik orta kulak iltihapları; 3 aydan uzun süren orta kulak iltihaplarına denir. Bu hastalarda kulak zarı mutlaka deliktir ve hastanın akut orta kulak problemleri iyi tedavi edilmez ise  kronik hale gelebilirler.

Kısacası diyebiliriz ki; orta kulak iltihaplarının çok iyi tedavi edilmesi gerekiyor.

Eğer kişinin 2 günden fazla süren kulak akıntısı ve ağrısı aynı zamanda işitme azlığı varsa mutlaka doktora gitmesi gerekir. İyi tedavi edilmez ise başta menenjit, yüz felci, beyin absesi gibi komplikasyonlara sebebiyet verir. Günümüzde hastaların doktora ulaşımının daha kolay olması  ve gelişen görüntüleme yöntemleri, cerrahi teknikler ve hastaların bilinçlenmesi antibiyotiklerin gelişimiyle bu komplikasyonları daha az görür olduk.

Antibiyotiklerin kullanıma başlanmasıyla orta kulak komplikasyonları %2’lerden %0,02’lere gerilemiştir.

Çocuklarımızın sağlığını önemsiyor muyuz? Yeni jenerasyon anne babalar ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Aslında bu sorunun cevabı evet olmasa da son dönemlerde devletin sağlık sistemini yeniden yapılandırması medyanın bu konulara duyarlılığı, internet  çağı olması artık anne babaları daha hassas hale getirmiştir.

Genetik yolla geçen KBB hastalıkları nelerdir?

1)   İŞİTME KAYIPLARI

Doğumsal işitme kayıplarının %60’dan fazlasının genetik faktörlere bağlı olduğu düşünülüyor. Bunların  %75’i  Otozomalresesif  %10-20  otozomal  dominant  %2-3 ‘X’ e bağlıdır.

İşitme kaybına neden olan 40’ın üzerinde gen lokalize edilmiştir ve yaklaşık 100-300 genin işitme kaybından sorumlu olduğu düşünülmektedir.

Otozomal resesif geçişli işitme kaybı çok ileri derecede olup tüm frekansları etkilenmiştir. Genelde çok erken yaşta başlar 4-5 sene içinde çok ileri derecede olur. Nadiren 10-12 yaşta başlar.

Otozomal dominant olanlar geç dönemde başlar ve ilerleyicidir. İlerleme ailenin diğer bireylerine benzer şekilde olur.

Kalıtsal işitme kayıplarının %30’uda  sendromiktir. Yani  birden fazla organın gelişimlerindeki kalıtsal bozukluktan olur. Bunlar;

Böbrek hastalığı ve işitme kaybı birlikte olan (Alport Sendromu)

Göz bozukluğu (görme kaybı) + işitme kaybı birlikte = Usher Sendromu

Deri hastalıkları ( albinizm ) + işitme kaybı birlikte = Waardenburg Sendromu

2) DOĞUMSAL GELİŞİM BOZUKLUKLARI

Dogumsal kulağın gelişim bozukluklarının  %50’si genetik geçişlidir. Bazı hastaların kulak kepçesi hiç gelişmemiş veya kısmi gelişmiş ( deformiteli ) bazılarının orta ve iç kulak yapıları gelişmemiştir.

Burunun ve sinüslerin gelişim bozukluklarında da sorunlar dışarıdan görebildiğimiz fiziksel bozukluklar olabileceği gibi fonksiyonel bozukluklarda olabilir.

3)ALLERJİK HASTALIKLAR 

Polen allerjisi, ev tozu allerjisi, nazalpolip, besin allerjisi gibi…

4)KANSERLER

Bazı KBB kanserleri bunların başında Nazofarenx (geniz) kanseri. Özellikle güney Doğu Asya ülkelerinde Çin’de İNSİDANSI yükselirken Kuzey Amerika ve Avrupa  ülkelerinde nadir görülür. Çin’den diğer ülkelere göç etmiş insanlarda da yüksek olması genetik ilişkiyi düşündürür.