FOOD ALLERGY

Besin Alerjisi

Besin Alerjisi, yiyeceklere karşı gelişen anormal ve olumsuz reaksiyonlardır. Kurdeşenden, ciltte kırmızı kaşıntılı şişliğe, karın ağrısından kusmaya, nefes darlığından hırıltılı solumaya kadar çeşitli belirtilerle karşımıza çıkabilir.

Besin Alerjisi, 4 yaş altı çocukların % 6-8’ini etkiler.
Besin Alerjileri’ ndeki temel sorununun erken yaşta oral tolerans geliştirilememesi ya da oral toleransın kaybolması olduğu düşünülmektedir. Besin Alerjisi’ ni anlamak aileler için olduğu kadar hekimler için de zordur.

Besin Alerjisi ne tür bir alerjidir? İmmünglobulinlerin bir çeşidi (IgE) bu alerjiden sorumlu olmakla birlikte, bazı alerjilerin IgE ile ilişkili olduğu, bazılarının ise olmadığı bilinmektedir. IgE aracılı alerjiyi saptamada kan testi (serum IgE düzeyi) yapılması zorunludur. Bununla birlikte testin negatif çıkması alerji tanısını dışlamaz; özellikle de alerji IgE aracılı değilse. IgE aracılı reaksiyonlar genelde maruziyetten 20 dk sonra veya 2 saat içinde ortaya çıkar. IgE aracılı olmayan reaksiyonlar tipik olarak daha geç başlar.
Semptomlardan sorumlu olan alerjen nedir? Küçük çocuklarda alerjiler çoğunlukla inek sütüne bağlıdır; 1 yaşından sonra ise buğday, yumurta ve yer fıstığı alerjisi daha sıktır.

Anne sütü alerjiden sorumlu olabilir mi? Bu soru aslında yanlış bir sorudur. Anne sütünün kendisi alerjiden sorumlu değildir. Bununla birlikte anne sütünden, annenin içtiği inek sütünden küçük bir miktar bebeğin sindirim sistemine geçebilir ve bu alerjenlere sensitif bebeklerde reaksiyon görülebilir. Tedavi anne sütünü kesmek değil anneye inek sütünden yoksun bir diyet başlatmaktır.
Çocukta alerjene duyarlılık ne zaman gelişir? Cevap yine şaşırtmacalıdır. Duyarlılık doğumdan sonra sindirim yoluyla (“tehlikeli biberon” diye adlandırılan ve hayatın ilk günlerinde doğum servisinde biberon ile beslenmeyle veya anne sütüyle geçen alerjenler veya ek besinlere geçilmesinin başında), partiküllerin inhalasyonu, hatta deri teması yoluyla olabilir.

Sadece ısıtılmış süt ve yumurta mı? Isıtma alerjeni etkiler ve bazı bölgelerindeki yapıyı değiştirir. Eğer bu bölgeler çocuğun alerjene reaksiyonundan sorumlu bölgelerse o zaman çocukta çiğ besine tolerans varken ısıtılmışına gözlenmeyebilir.
Alerjk hastalıkla ilişkisi nedir? Bu çocuğun ne çeşit Besin Alerjisi yaşadığına bağlıdır. IgE aracılı alerjisi olan çocuklarda egzema görülmesi daha sıktır. Besin Alerjili bebekler astım gelişmesi açısından da risk taşırlar. Bununla birlikte astımın kendisi de çok daha şiddetli besinle indüklenen alerjik reaksiyonlar için bir risk faktörüdür.

Günümüzde, besin alerjisi olan hastalara, duyarlı olunan yiyecekten kesin olarak uzak durmayı ve kazara hafif veya ciddi reaksiyon durumunda kurtarıcı ilaçlara hemen ulaşılması şart koşulmaktadır. Hastaların yiyecek alerjilerini doğal olarak aşıp aşmadığına bakmak için bu hastalar yıllar boyunca takip edilir. Batı ülkelerinde küçük çocukların %5’ i ve yetişkinlerin %3-4’ ünde besinlere karşı immün cevaplı etkiler görülmektedir ve bu oran her geçen gün artma eğilimindedir.

Besin alerjisi, çocuk ve erişkinleri etkileyen önemli bir sağlık problemidir; şiddetli alerjik reaksiyon ve hatta ölüm riskine rağmen herhangi bir tedavisi mevcut değildir. Hastalık sadece alerjenlerden kaçınma veya semptomların tedavisiyle yönetilebilir. Bununla birlikte besin intoleransı gibi non-allerjik besin reaksiyonları sıklıkla Besin Alerjisi ile karıştırıldığı için tanısını koymak zor olabilir.
Bağırsak epiteli ve immün mekanizması: Bağırsak epitel hücreleri insan vücudunun yüzey alanının büyük bir kısmını oluşturur, vücut ile sindirim yolu ile alınan maddeler arasında bir bariyer oluşturur ve besinlerin absorbsiyonu ile görevlidir. Bu mukozal bariyerin düzenli olarak alınan çok sayıdaki antijenlere ve sindirim patojenlerinin aktif immun supresyonunu geliştiren mikroorganizmalara oral toleransı geliştirmek gibi zor bir görevi vardır. Bu mukozal bariyer bebek ve küçük çocuklarda daha az etkin olabilir. Bu da yaşamın ilk yıllarındaki gastrointestinal sistem enfeksiyonları ve Besin Alerjisi görülme sıklığındaki artış ile açıklanabilir: sekretuar IgA sistem aktivitesi 4 yaşına kadar tam olarak olgunlaşmaz.

Hassas bireylerde besinin alınmasından sonra oral tolerans gelişmeyebilir. Solunum yolları veya deride protein sunumu yoluyla tolerans atlatılabilir bu da duyarlılığa yol açan alternatif yollara örnektir. Oral Alerji Sendromu (OAS), polen-besin ilişkili sendromlu hastalardaki duyarlılık solunum yollarının etkilenmesi ile ortaya çıkar.

Besin Alerjisi deri, sindirim ve solunum yollarını etkileyen, değişik klinik semptomlardan sorumlu olabilir. Deri semptomları daha çok atopik dermatit ve ürtikerdir. Sindirim semptomları çok çeşitlidir; aralıklı karın ağrısı, gastroözefajial reflü, kusma, ishal, kabızlık, büyüme geriliği, dışkıda kan görülmesini içermektedir. Solunumsal semptomlar astım veya kulak burun boğaz hastalıkları ile ilgili bir tablo oluşturmaktadır.

Klinik durum ciddi ölçüde değişken olabilir. Özellikle mama ile beslenen bebeklerde sütün besinsel alerjen olması fazlasıyla muhtemeldir. Daha büyük çocuklarda özellikle egzema durumunda yumurtanın sorumlu olma ihtimali çok yüksektir. Büyüme çocuğunda yer fıstığı içeren besinlerin ilk alımından sonra daha önce fark edilmemiş bir alerjinin akut olarak alevlenmesine neden olabilir. İnek sütüne duyarlı egzeması olan çocuklarda sıklıkla gastrointestinal semptomlar görülür ve bu altta yatan egzemada inek sütünün rolü olduğuna dair önemli bir ipucu olabilir.

Besin alerjisi tanısı koymada pek çok testin faydası olabilir örneğin kan örnekleri, deri reaksiyonu, gastrointestinal işlemler kullanarak hangi besin içeriğinin sorumlu olduğunu bulmak mümkündür.
RAST (RadioAllergoSorbent Test), kan örneklerindeki besine spesifik IgE seviyelerini belirlemede kullanılır. Saptanabilir düzeyde IgE seviyeleri, hastaların besine toleransı varsa, klinik reaktivite veya sadece duyarlılık olduğunda alerji göstergesi olabilir. Örneğin bir hastada yer fıstığı için IgE seviyesinin 2.5 kU/L olması şiddetli anafilaktik şok ile ilişkili olabilir veya sadece duyarlılığı gösterebilir. Bununla birlikte klinik reaksiyon görülme sıklığı IgE konsantrasyon artışıyla artar. Zamanla azalan kan IgE düzeyleri, alerji çözümü şansının artmasıyla ilişkili olabilir.

Deri Prik Testleri (DPT): DPT’ lerinin pozitif olması IgE aracılı duyarlılık reaksiyonlarını saptamada hızlı bir araçtır. Pozitif bir DPT ile %100 spesifik olarak, bir besinin sorumlu olduğu kanıtlanamaz. Tam tersine DPT’ nin negatif olmasının tanısal doğruluğu ise %90’ dır ve IgE aracılı alerjik reaksiyonun yokluğunu gösterir. DPT’nde artan kabartı boyutu, alerji görülmesi ihtimalinin artışıyla koreledir ve bazı çalışmalarda sadece test sonucuna dayanarak tanı koymak için minimum kabartı ölçütü tanımlanmıştır. Sebze ve meyvelar için yapay olarak hazırlanan ekstreler alerjenlerin değişkenliği nedeniyle çoğunlukla uygun değildir ve test için taze besinlerin kullanımı daha iyi olabilir.

Atopi Yama Testi: Kanda yeterli IgE düzeyi saptanamamasına rağmen klinik reaksiyon görülebilir; bir çalışmaya göre bu oran klinik reaksiyon görülen vakaların %10-25’ idir ve bu oran bebeklerde daha fazla olabilir. Atopi yama testi, Finn haznesinin altına besinlerin 48 saatliğine yerleştirilmesini, ardından yamanın kaldırılması ve 24 saat sonrasında derideki değişikliklerin okunması ile yapılır. Özellikle IgE aracılı reaksiyonların yokluğunda Atopi Yama Testi yararlı görülmektedir. Bir besine veya diğerine karşı reaksiyonu belirlemeye imkan tanıyan bir tanı testidir. Bununla birlikte standart ajan, uygulama metodu ve yöntemi bulunmamaktadır.

Gastrointestinal İşlemler: Özellikle Eozinifilik Özefajit tanısı için gerekli olan biyopsi ile endoskopi olmak üzere pek çok test veya işlem muhtemel bir gastrointestinal alerjiyi saptamada gerekli olabilir. Patolojik olarak bir veya daha fazla biyopsi örneğinde, eozinofil hücreleri baskın inflamasyon görülmelidir. Bazı istisnalar hariç olmak üzere Eozinofilik Özefajit tanısında en az 15 eozinofil/HPF olması minimum değer olarak kabul edilmektedir. Hastalık özefagusla sınırlıdır.

Oral besin bağışıklanması (=challenge): Besin Alerjisi zamanla değişir ve alerjenlerin çoğunda daha az şiddetli reaksiyonları tetikleyebilir. Besine reaksiyonun düzenli olarak klinik değerlendirmesi gereklidir. Bu işlem sırasında klinik reaktivite veya toleransı saptamada sorunlu besin, sıkı medikal gözlem altında sunulur. Şiddetli reaksiyon riski bulunmaktadır ve bu nedenle sağlık personeli oluşabilecek anafilaksiye karşı eğitimli olmalı ve gerekli ilaçlar el altında bulundurulmalıdır. Özellikle uzun diyet kısıtlamasından sonra dikkatli olunmalıdır. Kronik bozukluk vakalarında sorunlu yiyecek o anda diyette bulunmaktadır.