ALLERGIC RHINITIS

Alerjik Rinit

Rinit; burun mukozasının kaşınması ve yanması olarak tanımlanan, nüfusun %40’ını etkileyecek kadar yaygın bir hastalıktır. İltihabi, sebebi bilinmeyen ve alerjik nedenlerle karşımıza çıkabilir.
Rinit; burun mukozasının kaşınması ve yanması olarak tanımlanan, nüfusun %40’ını etkileyecek kadar yaygın bir hastalıktır. İltihabi, sebebi bilinmeyen ve alerjik nedenlerle karşımıza çıkabilir.

Alerjik Rinit sadece burunu ilgilendiren bir rahatsızlık değil tüm solunum yollarını ilgilendiren sistemik bir alerjik havayolu hastalığının bir parçasıdır. Bu yüzden hastalarda Alerjik Rinit ve Alerjik Astım çoğu kez beraber bulunur. Alerjik Rinit ile Astım kombine bir hava yolu hastalığıdır ve Alerjik Rinit’ li hastaların ayrıntılı ve sistemik olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu sebeple, özellikle astımlı hastalarda Alerjik Rinit için tarama tavsiye edilir çünkü çalışmalar göstermiştir ki astımlı hastaların %95’inde Alerjik Rinit vardır.

Hastalar çoğunlukla şu klasik Alerjik Rinit semptomlarından şikayetçidirler: Burun tıkanması, kaşıntı ve hapşırma. Bu yüzden çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırılır. Alerjik konjonktivit denilen gözün beyaz kısmını kaplayan zarın yanması, kaşınması, yaşarması ve kızarıklığı da sıklıkla Alerjik Rinit ile ilişkilidir. Alerjik Rinit’ i düşündürebilen bazı bulgularda vardır: Sürekli ağızdan nefes alma, burnu ovuşturma, burun içinde kızarma, sık sık burnunu çekme veya boğazını temizleme ve alerjik parlaklıklar (burun tıkanması sebebiyle gözlerin altındaki siyah daireler).

Alerjik Rinit’ in muhtemel tetikleyicilerini tespit etmek amacıyla, hastanın ev, iş ve okul ortamlarının değerlendirilmesi gerekir. Çevresel geçmiş, polenlerle muattabiyet, evde hayvan bakımı, yer/koltuk tekstil döşemesi, sigara dumanı, evdeki nem ve rutubet miktarı ile maruz kalabileceği diğer muhtemel zararlı maddeler dahil olmak üzere alerjenler üzerine odaklanmalıdır.

Aspirin, romatizmal ilaçlar, bazı tansiyon ilaçları, hormon tedavisi ile zevk amaçlı kokain kullanımı da rinit semptomlarına yol açabilir.

Hastalar hekime başvurmadan önce, sikayetlerini azaltmak için sık sık reçetesiz ilaçlar kullanırlar. Bu bilinçsiz tedavilere hastanın cevabını değerlendirmek Alerjik Rinit’ in teşhisine ve müteakip yönetimine yardımcı olabilecek ipuçları sağlayabilir. Mesela, yeni jenerasyon ikinci kuşak antihistaminikler ile şikayetlerin azalması, güçlü bir şekilde alerjik nedenleri düşündürür. Ancak, ilk kuşak klasik antihistaminlere cevap alınmışsa, alerjik bir nedeni de dışlayamayız, çünkü bu ilaçlar yatıştırıcı özellikleri nedeni ile burun akıntısını azaltırlar ve uyku kalitesini iyileştirebilirler. Burun içine uygulanan sprey kortizonlara cevap alınması da alerjik nedenleri düşündürebilir ve muhtemelen bu tedavinin gelecekte de fayda görülebileceğini işaret eder.

Belirtilerinin sıklığına göre İnatçı (Yıllık) Alerjik Rinit ve Aralıklı (Mevsimsel) Alerjik Rinit olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Hastalığın toplam süresinin 6 haftadan daha az olması durumunda Mevsimsel Alerjik Rinit’ ten, yıl boyunca devam ettiğinde ise İnatçı Alerjik Rinit’ten söz edilir .

Alerjik Rinit sosyal yaşamı, hayat kalitesini, mesleki etkinlikleri ve özellikle çocuklarda uyku ile okul performansını olumsuz şekilde etkiler. Yiyeceklere ve hava yoluyla taşınan alerjenlere hassasiyet süt çocukluğu dönemlerinde görülebilse de Alerjik Rinit genellikle 3 yaşından sonra ortaya çıkar. Karakteristik iklim koşulları olan Ege ve Akdeniz bölgesinde, kışların ılık geçmesi ve yaz mevsiminde de çok nadiren yağmurun yağması, alerjik polen üreten bitkilerin gelişmesini kolaylaştırır. Bu yüzden Ege ve Akdeniz bölgesindeki çocuklarda Alerjik Rinit sıklığı %10-20 arasındadır.

Rinitin klinik teşhisini yapmak için kapsamlı bir tarihçe ve fiziksel muayene gerekli olmasına rağmen, altta yatan alerjilerin rinite sebep olduğunu teyit etmek için genellikle daha ileri teşhis testi gereklidir.
Rinitin spesifik alerjik tetikleyicilerini teşhis etmek için, deri prik testi birinci metot olarak düşünülür. Deri prik testi, kolun dirsekle bilek arasının veya sırtın derisi üzerine spesifik bir alerjenin bir ticari ekstresinin (commercial extract) bir damlasını koymayı ve sonra bu ekstreyi damlanın içinden epidermisin içine zerk etmek için deriyi priklemeyi gerektirir. Eğer test pozitif ise, 15-20 dakika içerisinde, bir kabartı ve yanma (wheal-and-flare) tepkisi (kızarma bölgesi tarafından çevrelenmiş düzensiz bir beyaz kabartı) ortaya çıkacaktır. Tipik olarak, test hastanın çevresi (mesela polen, hayvan kepeği, küfler ve ev toz akarları) ile ilgili alerjenler kullanarak yapılır.Alerjik Rinit’e en sık neden olan bitki polenleri; yapışkanotu (Parietaria) ve zeytin yaprağı (Olea Europaea)’dır.Bunlar özellikle Mevsimsel Alerjik Rinit’e neden olurlar. Ev tozu ve akar toz böceği (Dermatophagoides pteronyssinus ve Dermatophagoides farinae) ise daha çok İnatçı Alerjik Rinit’ e neden olan en yaygın alerjenlerdir.

Alerjik Rinit için risk faktörleri:
6 aydan uzun süreli sadece anne sütüyle beslenme
Anne ve babada sigara tiryakiliği
Geçmiş 12 ayda hırıltılı nefes alma öyküsü
Geçmiş 12 ayda ciltte egzema öyküsü
Ailenin diğer fertlerinde rinit öyküsü

 

Alerjik rinitin tedavi amacı semptomların giderilmesidir. Bu amacı başarmak için mevcut olan tedavi seçenekleri, kaçınma tedbirlerini, oral antihistaminleri, intranazal kortikosteroidleri, lökotrien reseptör antagonistleri ve alerjen immünoterapiyi içerir (bkz. Şekil 2). Seçilmiş hastalarda faydalı olabilecek diğer tedaviler dekonjestanları ve kortikosteroidleri içerir. Şayet, uygun tedaviye rağmen hastanın semptomları ısrar ederse, bir alerji uzmanına başvurmak düşünülmelidir. Daha önce zikredildiği gibi, alerjik rinit ve astım kombine bir hava yolu inflamatuar hastalığını temsil eder görünmektedir ve bu sebeple astımın tedavisi de alerjik rinitli hastalarda akla gelmesi gereken mühim bir husustur.

Alerjen
kaçınma
Alerjik rinitin başlangıç tedavisi, ilgili alerjenlerden (mesela ev toz akarları, küfler, ev hayvanları, polenler) ve tahriş edicilerden (mesela tütün dumanı) kaçınmayı gerektirir. Ev toz akarlarına karşı alerjisi olan hastalar, nevresim için alerjen sızdırmaz çarşaflar kullanmaları ve (akar büyümesini önlemek amacıyla) evdeki bağıl nemi %50’nin altında tutmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Pencereleri kapalı tutarak, klima kullanarak ve zirvedeki polen mevsimlerinde dışarıda geçirilen zaman miktarını kısıtlayarak polenlere maruz kalma azaltılabilir. Hayvan kepeğine karşı alerjisi olan hastalar için, hayvanın evden çıkarılması tavsiye edilir ve bu da genellikle 4-6 ay içerisinde semptomlarda önemli bir azalmayla sonuçlanır
.
Ancak,
bu tavsiyeye pek uyulmamaktadır ve bu yüzden alerjen seviyelerini azaltmaya çalışmak için yüksek verimli partikül hava (HEPA) filtreleri kullanılması ve hayvanın yatak odasına sokulmaması veya dışarı çıkarılmaması gerekebilir. Küf alerjenlere maruz kalmayı azaltmak için alınacak tedbirler, mantar ilaçları ile temizlemeyi, %50’den az bir seviyeye kadar nem gidermeyi ve HEPA filtrelemesini içerir. Bu kaçınma stratejileri, alerjik rinitin semptomlarını etkin biçimde iyileştirebilir ve hastalara en iyi sonuçlar için tedbirlerin bir kombinasyonunu kullanmaları tavsiye edilmelidir [1].
Antihistaminler

 

Daha yeni, yatıştırıcı olmayan, ikinci-kuşak oral antihistaminler (mesela desloratadin [Aerius], feksofenadin [Allegra] ve loratadin [Claritin]), alerjik riniti olan bütün hastalar için tavsiye edilen ilk basamak farmakolojik tedavilerdir (ikinci-kuşak antihistaminlerin ve bunların tavsiye edilen doz rejimlerinin bir listesi için bkz. Tablo 3). Maksimal semptom zamanlarında veya bir alerjene maruz kalınmazdan evvel düzenli olarak alındıklarında, bu ajanların aksırmayı, gidişmeyi ve rinoreyi etkin biçimde azalttığı görülmüştür. Daha eski (ilk-kuşak) yatıştırıcı antihistaminlerin (mesela difenhidramin, klorfeniramin) de semptomları hafifletmede etkili olmalarına rağmen, bunların

Alerjik Rinit tanısında en sık olarak kullanılan Deri Prik Testi (DPT); şüpheli alerjik antijeni içeren maddenin deriye damlatılması ve solüsyonun deriye girmesini sağlamak amacıyla deriye iğne ile uygulanmasını içerir.